<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-5592377935731690583</id><updated>2011-04-21T19:16:06.354-07:00</updated><title type='text'>HÜNNAP HAN   Unutamıyacağınız Bir Tatil İçin</title><subtitle type='html'>Tarih, Dağ ve Denizin Sizi Kazdağı Eteklerinde Karşıladığı Yer.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://hunnaphan.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5592377935731690583/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hunnaphan.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Hünnap Han</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13487240081657138568</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>2</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5592377935731690583.post-5192894281632761779</id><published>2009-06-01T03:18:00.001-07:00</published><updated>2009-06-01T03:18:27.001-07:00</updated><title type='text'>Flickr</title><content type='html'>This is a test post from &lt;a href="http://www.flickr.com/r/testpost"&gt;&lt;img alt="flickr" src="http://www.flickr.com/images/flickr_logo_blog.gif" width="41" height="18" border="0" align="absmiddle" /&gt;&lt;/a&gt;, a fancy photo sharing thing.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5592377935731690583-5192894281632761779?l=hunnaphan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hunnaphan.blogspot.com/feeds/5192894281632761779/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hunnaphan.blogspot.com/2009/06/flickr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5592377935731690583/posts/default/5192894281632761779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5592377935731690583/posts/default/5192894281632761779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hunnaphan.blogspot.com/2009/06/flickr.html' title='Flickr'/><author><name>Hünnap Han</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13487240081657138568</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-5592377935731690583.post-5494267605221150926</id><published>2009-05-29T13:26:00.000-07:00</published><updated>2009-05-29T13:28:21.214-07:00</updated><title type='text'>Kültür köyü Adatepe</title><content type='html'>&lt;p&gt; Mübadeleden sonra viran hale gelen Rum köyüne İstanbullular sahip çıkmış. Önce taş evler restore edilip koruma altına alınmış, ardından da zeytin ağaçları&lt;br /&gt;Azer Bortaçina        Zeytinlikler içindeki Yeşilyurt Köyü’nden kıvrıla kıvrıla inen yol, İzmir asfaltına ulaştırıyor bizi. Önce Küçükkuyu, Petrol Ofisi’ni geçtikten sonra da sola dönüp, antik dönemlerde kurban törenlerinin yapıldığı, basit taş yapı Zeus Altarı’na doğru yol alıyoruz. Üç kilometre sonra Altar’ın kapısındayız ama araçla girmek yasak olduğu için çam ağaçlarının gölgesine sığınarak bu görkemli tepeye çıkıyoruz. Tam karşımda kooperatifler yüzünden beton yığınına çevrilen, ama yine de güzelliğinden pek fazla bir şey kaybetmeyen Edremit Körfezi, Ayvalık ve adacıkları, ardından Midilli selamlıyor gelen geçen yolcuları. Etrafı hayranlıkla seyrederken adaçayı, kaya kekiği, defne, limon çiçeğinin Ege’nin rüzgarıyla harmanlanan kokusu dolduruyor genzimi.        Manzaranın ihtişamından sıyrılıp, etrafa baktığım zaman biraz ürperiyorum. Köylülerin “Zeus Dede" dediği, bir zamanlar korsanlar tarafından körfezi gözetlemek için kullanılan Altar’ın çevresindeki ağaçlara “dilek" için beyaz bez parçaları bağlanmış! Yetmezmiş gibi şimdi naylon parçalarıyla da boğmuşlar ağaçları. Ağaçları kurutuyor diye çaput bağlamak yasak; ama dinleyen kim. Orman arazisi içinde kalan Altar’ın etrafı kırık şişe parçalarından da geçilmiyor! Ya yangın çıkarsa! Hepsini toplayıp, bir naylon torbaya koyuyorum...        Köye İstanbul’dan akın       Denize sırtımı dönüp, ormanın içinde yürümeye başladığım zaman hem doğal doku zeytinlikler, hem de taş yapı geleneğinin en iyi örnekleri çıkıyor karşıma. İşte, tüm güzelliğiyle, mübadele yıllarına kadar bir Rum köyü olarak yaşamını sürdüren Adatepe...       Köyde beş meyhane, altı kasap dükkanı, manifaturacı, bakkal, zeytinyağı atölyeleri, 500’ün üzerinde de ev varmış. Mübadeleden sonra köy parlak günlerini geride bırakmış. İzmir - Çanakkale yolunun açılmasından sonra nüfusun büyük bir bölümü de Küçükkuyu’ya göçmüş. Giderek azalan nüfus nedeniyle güzelim köy evlerinin büyük bir bölümü harap hale gelirken, bu viraneliğe 60 ev satın alan İstanbullular sahip çıkmış. 1980’de SİT alanı ilan edilen Adatepe’de şimdi hızlı bir restorasyon var; kurallara uymayanlara da ceza üzerine ceza yağıyor.        Adatepe Köyü içinde dolaşmaya başladığımızda önce dev çınar ağaçlı meydan, Dut Dibi Kahvesi, ardından da sivil mimarinin güzel örnekleriyle dolu olan dokulu evlerle sarmalanıyoruz. Taş yoldan köyün üst kısımlarına tırmandığımız zaman 1820’li yıllarda Mehmet Ağa tarafından inşa ettirilen &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Hünnap Han&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; ve Selçuklu döneminde yapılan cami çıkıyor karşımıza. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Hünnap Han’ın&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; büyük tahta kapısı gıcırtıyla açılıyor. Bahçe çiçeklerle donatılmış, ya mimari doku? O da özenle korunmaya çalışılmış.        Ders için hummalı çalışma       &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Hünnap Han&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;’ın sahibi Şükran Hanım, bu köyü görür görmez sevdalandığını, şehirden uzak sakin yaşam özlemi duyduğu için Adatepe’ye yerleşmeye karar verdiğini söylüyor. Konağın harap halde olduğunu, onarımının da iki yıl sürdüğünü vurgulayan doğa aşığı kadın, bu işi zevk için yaptığını anlatırken sessizliği bozmamak için de usulca konuşuyor.        Konağın artık gıcırdamayan merdivenlerinden üst kata çıkıyorum. Konforlu odalar çok zevkli dekore edilmiş. Küçük pencerelerden Edremit Körfezi’ni seyrederken, kuş seslerini dinlemenin keyfine de varıyorum.       Köyün kahvesine geldiğim zaman Erhan Şengel ve Adatepe’deki Taş Mektep seminerlerinde “kültür tarihi" dersleri veren Zerrin Boynudelik’le tanışıyoruz. İkisi de yedi yıl önce Adatepe’ye gelip, bir daha ayrılmayanlardan. Zerrin Hanım altı ay, Erhan Bey o kadar uzun olmasa bile hafta sonları gelmeye çalıştığını söylüyor. Kültür deyince akan suların durduğunun altını çizen Erhan Bey, kendi imkanlarıyla Taş Mektep’i onartmış. Şimdi yazar Cevat Çapan, tiyatro sanatçısı Ayla Algan, heykeltraş Tuba İnal, ressam Betül İncedayı’nın da yaşadığı Adatepe’de hummalı bir faaliyet var.        Tarihi resimlere kazma!       İstanbullular tarafından keşfedildikten sonra yabancı nüfusun arttığını, evlerin onarımına hız verildiğini söyleyen Zerrin Hanım, sanat tarihçi olarak bazı restorasyonlardan çok rahatsız:        - Mehmet Ağa Konağı 80’li yıllarda Kültür Bakanlığı tarafından bir kez restore edilmiş ancak parasızlık nedeniyle iş yarım kalmış. Uzun bir süre konakta bulunan o güzel duvar resimleri bahçedeki sundurmanın altında temizlenmeyi beklemiş. Sundurma yıkılınca restorasyondan tamamen vazgeçilmiş. 1995’de Çanakkale’de eczacılık yapan Muzaffer Bayraktar pansiyona dönüştürmek koşuluyla konağı 49 yıllığına kiraladı. Bu restorasyon sırasında konağın özellikle Baş Oda bölümünde bulunan görece sağlam durumdaki “Hayali İstanbul Resimleri" kırılarak söküldü. Muzaffer Bey’e neden resimleri parçaladıklarını sorduğum zaman, “Bakanlıkla sözleşmem bina restorasyonuyla ilgili. Resimlerin tarihi bir değeri yok. Gerekirse Çanakkale Müzesi’nde fotoğrafları var, onlara bakılarak yeniden yapılabilir" dedi. Resimlerin koruma altına alınarak müzeye götürülmesini teklif edince de, “Müzenin bunları restore edecek parası bile yok. Nasıl sahip çıkacaklar? İsteyen onları alıp, evine asabilir" diye kafa tuttu. Oysa koruma, adı üzerinde var olanı korumaktır. Aslına uygun taklit etmek değil ki.       Adatepe’nin tarihi bin yıl önceye dayanıyor. Son 500 yılda Rumlar ve Türkler kardeşçe yaşamış. Taş yapı geleneğinin en güzel örnekleriyle kaplı olan köyde mimari açıdan hem Osmanlı hem de Rum etkisi var.        Ah bir de bu güzel dokulu evleri aslına uygun restorasyon yapan insanlar ve aralarında ciddi sürtüşmeler olmasa...       Haydi gençler Taş Mektep seminerlerine       ÖĞrencİ azlığı nedeniyle 1985’de kapatılan ilkokul binası, kültür için seferberlik ilan eden Erhan Şengel tarafından restore edildikten sonra Çanakkale Valiliği tarafından kiralanarak eğitim amaçlı olarak yeniden hizmete açılmış.        Geçen yıl başlayan Adatepe Taş Mektep yaz seminerlerinde konularında uzman olan kişiler felsefe, tarih, sanat ve kültür tarihi, fotoğraf konularında dersler vermiş. Bu yıl da dersler körfez manzaralı okul bahçesinde ya da sınıflarda film, dia ve müzik eşliğinde yapılacak. Atölye, çalışmak isteyenlere gün boyu açık. Sanat tarihi ve arkeolojiye ilişkin dersler de bölgede yer alan Assos, Troya ve Bergama gibi antik şehirlerde öğretilecek. Bir hafta süren seminerlerde Hilmi Yavuz şiir kuramı; Alper Maral müzik; Kamil Fırat fotoğraf; İlber Ortaylı batılılaşma; Gülgün Köroğlu Yunan ve Roma mitolojisi; Zerrin Boynudelik sanat; Kemalettin Köroğlu Anadolu da ilk krallıklar konusunda ders verecekler. Resim atölyesini de Betül İncedayı yönetecek. Bir hafta süren seminere katılmak isterseniz 0 212 225 55 29 - 0 286 752 52 83’e telefon edip, bilgi alabilirsiniz.        email: tasmektep@altavista.net - Web sitesi:www.tasmektep.org&lt;br /&gt;Adatepe’ye girer girmez, dev çınarın tam karşısında çok güzel bir ev gördüğünüz zaman, önce yapının etrafında dolaşın, sonra işlemeli kapının önünde fotoğraf çektirin. Bu güzel evde konaklamak istiyorsanız Eliz Hanım’ın pansiyonu geçmişe yolculuk da yaptırıyor. Odalar özenli ve tertemiz. Oda kahvaltı 12, yarım pansiyon 15 milyon lira. Eliz Hanım’ın yaptığı yemeklerin lezzeti dillere destan. Hele Ermeni usulü dolma, humus, pilaki. (Tel: 0 286 752 65 88). Ayşe Hanım’ın pansiyonu köyün orta kısımlarında. (Tel: 0 286 752 66 15)&lt;br /&gt;Bir Osmanlı konağında, müzik ve televizyon sesi duymadan tatil yapmak isterseniz &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Hünnap Han&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; tam size göre. Özenle dekore edilen odalar konforlu. &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Hünnap Han’ın&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; sahibesi Şükran Hanım ot ve sebze ağırlıklı Ege yemeklerinde usta. Mevsimine göre hindiba, kazayağı, rezene otlarıyla enfes salatalar; bahçedeki taş fırında da güveçte et, tavuk, balık yapıyor. Çeşitli meyvalardan yapılan reçeller ise bir taşım kaynadıktan sonra güneşte pişiriliyor. Kişi başı yarım pansiyon 20 milyon lira. Trekking, atla gezinti, şelale turları, konukları araçla denize götürmek de&lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt; Hünnap Han’ın&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt; servisleri arasında. (Tel: 0 286 752 65 81)&lt;br /&gt;Canınız ev mantısı istiyorsa &lt;strong&gt;&lt;span style="color:#009900;"&gt;Hünnap Han&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;’dan biraz yukarı çıkın. Villa Antalyalı adlı köy evinde Yüksel Hanım’ın yaptığı cevizli Çerkez mantısı ve ev turşusunu yiyebilirsiniz. (Tel: 0 286 752 66 17)&lt;br /&gt;İstanbullu üç kafadar; Haluk Yurtkuran, Mahmut Boynudelik, Erhan Şengel yağhane satın alıp, şimdi de eski usul zeytinyağı üretmeye başlamışlar. “Adatepe" ismini taşıyan sızma zeytinyağının kilosu dört buçuk milyon lira.&lt;/p&gt;&lt;p&gt;(Alıntıdır)&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/5592377935731690583-5494267605221150926?l=hunnaphan.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://hunnaphan.blogspot.com/feeds/5494267605221150926/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://hunnaphan.blogspot.com/2009/05/kultur-koyu-adatepe.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5592377935731690583/posts/default/5494267605221150926'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/5592377935731690583/posts/default/5494267605221150926'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://hunnaphan.blogspot.com/2009/05/kultur-koyu-adatepe.html' title='Kültür köyü Adatepe'/><author><name>Hünnap Han</name><uri>http://www.blogger.com/profile/13487240081657138568</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
